nedimtaktak.sitemynet.com
HİÇ KIZMAYAN ÖĞRETMEN
3.GELENEKSEL ALTIN ÖDÜLLÜ KİTAP OKUMA YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ
26.TÜYAP KİTAP FUARI
HOS GELDIN YENI YIL 2007
BIZ BIZE BENZERIZ
SENINLE OLMAK
ARANIZDA DERS CALISMAYI SEVMEYEN VAR MI?
BASINDA HIC KIZMAYAN OGRETMEN
ATATURK
GERÇEK MÜFETTİŞ VELİDİR
REHBERLIK
HİÇ KIZMAYAN ÖĞRENCİLER
SEYH;UL MUHARRIRIN AHMET KABAKLI

GERÇEK MÜFETTİŞ VELİDİR


kizmayanogretmen.jpg

hickizmayanogretmen_1.jpg

SÜPRİZ ANNELER GÜNÜ KUTLAMASI
Yaşlandığımız için, evlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan vazgeçmeyiz.. Evlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız. Genç kalmanın mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır.. Her gün gülmek ve yaşama katacak mizah bulmak.. Bir rüyanız olmalı mutlak.. Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz. Etrafımızda dolaşan pek çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok.. Yaşlanmakla, büyümek arasında çok büyük bir fark vardır.. Eğer 33yaşındaysanız ve bir yıl hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden bir yıl sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş yaşlanır, 34 olursunuz.. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır.
Bunun için özel bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur. Oysa bir yaş daha büyümek için, mutlak bir şeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirecek fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir. Asla pişman olmayın.. Biz insanlar , genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz çünkü.. İletişimden ve sosyalleşmeden korkan insanlar, pişman olanlardır. Pişman olmaktan korktukları için hiçbir şey yapmayanlardır.Yapabileceğimiz her şeyi yapmak için asla geç olmayacaktır.’
"Çok geç diye bir zaman yoktur!.."devamı www.hickizmayanogretmen.com da

ay_e_k_bra-berdedd_n_karde___zc_ler.jpg

BEDREDDİN TAKTAK
İstanbul 1993 doğumlu olup Ahmet Kabaklı İlkğretim Okulu Küçük İzcileri İzci Küme Başkanıdır.Karneleri taktirle dolu bu izcimizin izci olmaktan gurur duyduğunu söylemesi ve çecrede sevilen biri olması onu göneleri izciliğe çekmektedir. AHMET KABAKLI İ.Ö. O. 6-H 570 BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
b.taktak@hickizmayanogretmen.com
AYŞE KÜBRA TAKTAK
BOLVADİN doğumlu olan izcimiz sınıfının ve izci kardeşlerinin aradığı birisidir.
AHMET KABAKLI İ.Ö.O. 4-L 76 BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
aktaktak@hickizmayanogretmen.com

ger_ek_m_fett___vel_d_r.jpg

GERÇEK MÜFETTİŞ VELİDİR
Kitabı Cumhurbaşkanımızdan tutun da tüm topluluk halinde yaşayan ve yaşadığı toplumdan kendini sorumlu gören insanlara hitap etmektedir.Toplumda hepimizin üstlendiği aktif sosyal rol olan velilik rolünün canlı tutulması gerektiği yaşanmış ve uygulanmış yöntemlerle ortaya konmaktadır.Veli kavramının özel bir kelime olup ALLAH (CC) dostlarına da veli denmesi ile ilişkilendirilip MÜŞTERİ VELİ NİMETİMİZDİR (SEBEB_İ NİMETİMİZDİR)denmektedir.
Ayrıca öğretmen açısından orijinal veliyi tanıma metotları,veli çeşitleri ve veli toplantısının toplantı yapma sanatı olduğunun önemi çarpıcı bir biçimde okuyucuya aktarılmıştır.Aile,çocuk ilişkisine değişik perspektiften bakılarak yaşanmış olaylarla bezenmiştir.
.Kitapta En Dikkat Çeken Bölüm Neresidir? Derseniz şöyle açıklamak mümkün olur ;kitap bu 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ’nde yayımlandı.Ve günün anlamına uygun olarak BİZİM KIRTASİYE- NESİL YAYINEVİ’NDEN 500 adet alarak başta İLMİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜMÜZ ÖMER BALIBEY ‘e ve tüm idari müdürlere,Esenler İlçe Milli Eğitim Müdürü Hidayet Kumtepe ve tüm şube müdürlerine,Başakşehir 4.Etapta bulunan tüm eğitim kurumları personeline bilfiil dağıtılmıştır. Kabul edenlerce isminin güzelliği hemen vurgulanmıştır.Okuyanlarca da içeriği ve üslubu .
Bana göre kitap daha okunmadan ismi ile eğiti m ordusuna yeni neferler katmıştır.Kitapta en çok dikkat çekici yeri ayırt etmek inanın zordur. Ama illa ki bir yer diyorsanız ’SÜPRİZ ANNELERGÜNÜ KUTLAMASI’ isimli bölüm diyebilirim.

animrose02.gif

Görgü Kuralları

Sual: Toplumlarda yazılı olmayan birer kanun hükmünde olan görgü kurallarının önemi hakkında bilgi verir misiniz? Türk aile yapısında görgü kuralları nasıldır?

Cevap: Görgü kuralları; toplumların inanç, eğitim, ekonomik güç, teknolojik seviye, örf ve âdetlerine göre farklılıklar gösterir. Dünyadaki toplumların görgü kuralları, değişik olabildiği gibi, zamanın geçmesi ve teknolojik ilerlemeler de bazı görgü kurallarını kaldırıp, yerlerine yenilerinin konulmasına sebep olur.

Görgüden maksat; bir toplumdaki insanların birbiriyle münasebetlerinde olgun, medenî davranışlar içinde bulunarak, fert ve toplumun huzurunu, rahatını temin eder. Ayrıca bunlar, çok sık karşılaşılan günlük işlerde bir nizam ve intizamın hâkim olmasını sağlar. Böylece toplum, belli bir rahatlığa kavuşur.

Türkler, Müslüman olmadan önceki hayatlarında görgüye çok önem vermişlerdir. Obalardan meydana gelen göçebe Türk boyları, beşeri münasebetlerini organize eden seviyeli ve ciddi görgü kuralları geliştirmişlerdir. Diğer bir adı töre olan bu davranışlar, örf ve âdetler olarak toplumda uyulan kurallardır. Uymayanlar çeşitli cezalara çarptırılırdı. Müslüman olduktan sonra, eski inanışlarının yanı sıra, görgülerinden dinimize uygun olmayan tarafları da bırakarak uygun olan davranış şekilleri almışlar, uygun olanlarını ise dinin verdiği aşk ve şevkle iyice pekiştirmişlerdir. Bu bakımdan milletimiz arasında yakın zamana kadar bu kurallar, âdeta yazılı olmayan birer kanun hüviyetini muhafaza etmiştir. Böylece seviyeli, huzurlu ve sistemli bir toplum hayatı yaşanmıştır. Bugün milletimizin çocuklarına büyük bir ihtimamla öğrettiği görgü kurallarının çoğu, asırlar öncesinden gelmektedir. Bunlar kısaca şöyledir:

Türk âilesinde evin reisi babadır. Âile fertleri babanın verdiği kararlara uyar ve onun arzu ve isteklerini yerine getirir. Anne, âilenin en saygıya lâyık varlığıdır. Evin iç düzeni ondan sorulur. Çocuklar, her zaman şefkat ile bakılır, iyi yetişmeleri için itina edilir. Dede ve ninelerin de beraber olduğu âilelerde, onların söz hakkı ve kararları daha önce gelir. Görgünün esasını büyüklere saygı ve itâat, küçüklere şefkat ve merhamet teşkil eder. Bu bakımdan her görgü kuralı bu temele göre şekillenmiştir.

Evde küçükler büyüklerin yanında daima edepli bulunur. Yanlarına izin alarak girer ve çıkarlar, kendilerine söyleneni dikkatle dinlerler. Büyüklerin sözüne izin almadan karışmazlar ve sözü lüzumsuz yere uzatmazlar. Kendilerine hitap edildiğinde, “Buyurun efendim” diye karşılık verirler.

Ana babanın yatak odalarına, kapıyı vurup izin almadan girmezler. Kardeşler, birbirine bağlı ve saygılıdır. Abi, abla şefkatle doludur, kendilerini küçükler karşısında mesul hissederler. Küçükler de büyük kardeşlerine hürmet gösterir, onların isteklerini yerine getirirler. Onların sözlerini dikkatle dinleyip peki efendim, baş üstüne diyerek cevap verirler. Birbirinin eşya ve oyuncaklarını izinsiz kullanmazlar. Kendilerinde olanlardan birbirine ikram ederler. Kimseyi rahatsız etmez, gürültü çıkarmazlar.

Misafirliğe gitmeden önce ev sahibine haber verilir. Kararlaştırılan gün ve saatte gidilir. Evine girerken, kapının zilini çalarak veya seslenerek, izin istenir! İzin üç defa olur. İlkinde ses verilmezse, bir dakika kadar sonra, ikinci defa da ses çıkmazsa, üçüncü defa zile basmalı, yine ses yoksa, 4 rekat namaz kılacak kadar bekledikten sonra gitmelidir! Kapı aralanırsa, aradığını sormadan önce, kendini tanıtmalıdır. Evde ev sahibinin gösterdiği yere oturulur. Eşyâlar, tablolar, kütüphanedeki kitaplar izinsiz kullanılmaz. Ne ikram ederse, severek kabul edilir. Ev sahibinin o günkü hâline göre, üzüntü veya sevincine ortak olunur. Onun hoşlandığı konulardan konuşulur. Çok fazla oturulmaz. Evin içinin döşenişi, eşyaların yeri ve durumu tenkit edilmez. Giderken izin istenir, teşekkür edilir, duâ etmesi istenir ve bize de buyurun denilir.

ismim@benimadresim.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın
n.taktak@hickizmayanogretmen.com
nedimtaktakfmynet.com
Nedim_Taktak@hotmail.com