|
GERÇEK MÜFETTİŞ VELİDİR
1.1 MÜŞTERİ VELİ-NİMETİMİZDİR
İşimizin en önemli kaynağıdır onlar.Öğrencilerimizin hamisi,ebeveynleri,sorumlu olan kişileridirler.Nimet;iyilik,rızk,sade anlamlarını taşır.Velinimet;nimeti verenin vesile kıldığı sebepler olarak alınmalıdır.Yoksa nimeti veren diye açıklanması halinde maksadı aşan bir durum söz konusu olur. Bolvadin Sanayi Çarşısında Oto yedek parçaları üzerine ticaretle meşgul olan babamın ve diğer esnafların işyerlerinde güzel bir tablo vardıMüşteri velinimetimizdir. Bir öğretmen , öğrenci velisinin ; velinimeti olduğunu unutmamalıdır,diyen Prof. Dr. İlhan Sezgin hocamız veli-öğretmen ilişkisine başka bir açıdan bakmaktadır.
Bir gün uzun olan dinlenme teneffüsünde arkadaşlarla çaylarımızı yudumlarken bayan meslektaşımız kalabalık sınıflardan serzenişte bulundu.Gereği olmayan maksat dışı ifadelerde bulununca kendilerine Prof. Dr. İlhan Sezgin Bey'in veciz sözünü söyledim.Önce yutkundu sonra ama dedi sözünün ardını getiremedi.
Deneyimli bir arkadaşımız sözü çok beğendiğini belirterek bayan arkadaşı da kaldığı zor durumdan kurtarma amaçlı olarak sözlerine şöyle devam etti:
Sınıflarımız gerçekten kalabalıktır.40 kişiyi aşmaması gerekli olduğunu söyler yönetmelik.Lakin o da çoktur.Nedeni ise dershaneler 40 kişilik olmamakla beraber eğitim öğretimde bu sayıya uygun düşmemektedir.Öğrenciler asgari sıralarda 2 kişi oturmalıdır.Gönlümüz Avrupa ve Amerikadaki öğrenciler gibi tek kişilik sandalyelerde öğretim görmeleridir.Hatice Öğretmenim bu açıdan bakarak zannımca konuştu. Bu sırada gözlerimiz Hatice Öğretmenimize ister istemez yöneldi.Zoraki tebessümle başını salladı.
Arkadaşımız sözlerine devam etti Elbette velilerimiz olmasa çocukları da olmazdı.Bizlerde burada olamazdık.Çünkü devletimizin bu kadar öğretmene ihtiyacı olmayacaktı.Ayrıca genç bir nüfus var bizi bekleyen.Adına Eğitim Ordusu dediğimiz;hizmetlisinden bakanına dek.Bizim işimiz sevgiyle çözüm sunmak,çağdaş yarınlara bilimsel yolda koşmaktır. Diyerek sözlerini noktaladı.
Veliler bizim öğrencilerimizin birinci derecede yakınlarıdır.Anne-baba ,dede,teyze,amca,hala ve dayı olabilir.Genelde veliler anne ve babalardır.Bu şu anlamı taşımaktadır:
Aile;anne baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan en küçük toplumdur.Yani çocuğu tanımak öncelikle ailesini yakından tanımakla olur.
MÜŞTERİ SEBEB-İ NİMETİMİZDİR DEĞİL Mİ?
1.2 BEĞENMEDİNSE DEĞİŞTİRELİM
Okullar açıldığı ilk gündü. 2. sınıfları okutacaktım.17 şubeden oluşan 2.sınıflardan bir tanesi de benim sınıfım olacaktı.Heyecanlıydım, hem de çok heyecanlı.Neden mi? Neden olacak?O okulda ilk yılımdı ve ilk sınıfımla tanışma duyguları heyecanlandırıyordu beni.
İnanın bunu ilk göreve başladığımda söyleseler asla inanmaz güler geçerdim.Meğer yaşamak gerekmiş bunca yılı. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen.Hayattaki tek dayanağın odur. İşini öyle sev ki başarıların yüreğini güçlendirsin.Yüreğini koy ortaya seni kurtaracak eserler bırak dünya sahnesine.Sevgiyle sarıl ,dört elle sarıl.Sarıl ki yepyeni hayatların başlamasına vesile ol kuzum. demişti güzel annem.
Neyse veliler öğrencilerin ellerinden tutarak Ha işte bu sınıfmış! diyerek sınıfa geliyorlardı.Gelen velilere başka şubelerden ayrılarak yeni bir sınıfa geldiklerinden ötürü biraz sınıfta kalmalarının tanışmamız açısından iyi olacağını söylüyordum.Sağ olsunlar kırmayıp Siz nasıl uygun görürseniz diyerek sıralara oturuyorlardı.Sınıf birer ikişer dolmaktaydı.
Temiz ve güzel giyimli bir bayan tombul,şirin,biraz da çilli olan kızının elinden tutmuştu.Sınıfa girdi.Ben kürsünün yanında gelenlere Hoş geldiniz diyordum.Bayan bana kızgın bir yüzle baktı.Sesini yükseltti:
- Bu sınıfın öğretmeni misiniz ?
- Evet. Dedim.Birkaç cümle ile kendimi tanıtacak ve sınıfta kalmasını isteyecektim.Buna fırsat tanımadan :
- Bak kızım, beğendinse kal burada.Şayet beğenmedinse değiştirelim!
Ben şaşkın şaşkın anne-kıza bakıyor duruma bir anlam veremiyordum.Neyi ,kimi beğeneceklerdi? Beğenmezlerse nasıl değiştireceklerdi.Eskiyi al,yeniyi boş ver kampanyası mı başlamıştı? Artık siz ne düşünürsünüz bilemem ama ben düşünemiyordum bile.
Kız bana dönerek tepeden tırnağa süzdükten sonra :
- Anne biraz konuşsun öyle karar vereyim,demez mi!
Üstüme iyilik sağlık.Acaba ne yapmalıyımlar kafamda cirit atadursun.Bunun bir problem olduğunu problem çözme tekniklerine uygun halledilmesi gerektiğini düşündüm.Problemi tanımlayıp,eldeki mevcut verileri gözden geçirerek çözüm yollarını araştıracak ve duruma en uygununu kullanacaktım.
Ama ben bunu problemi ,sorunu görmezden gelme metoduyla çözümünün daha uygun olacağını düşündüm .
Yaban kazlarını bilir misiniz sevgili velilerim ve öğrencilerim,deyip onların hikayesini anlatma isteğimi dile getirdim.İlk derse başlıyoruz hadi hayırlısı dedim içimden Yaban Kazları oldukça özgür kuşlardır.Takım ruhu içinde sürü halinde göç eden yaban kazları süzülürken V biçiminde uçarlar. Her kaz kanat çırpmasıyla arkasındaki kaz için gerekli hava akımını sağlamaktadır.Bu onların daha çok kilometre uçmalarını sağlamaktadır.Belli bir hedefi olan ve buna varmak için beraber olanların amaçlarına daha çabuk ve kolay vardıklarını göstermektedirler bize.Eğer V biçiminden çıkıp uçmak isterse bir kaz uçmakta zorlanıyor ve geri sistemin içine girmek zorunda kalıyor.Bizim de kafamız onlar kadar işliyorsa bizimle aynı yöne gidenlerle işbirliği yapar ve sevgi duvarını yükseltiriz.Sürünün başında uçan kaz hiçbir hava akımından yararlanamamaktadır.Yorulunca en arkaya geçerek kendinden sonra gelenlere fırsat tanıyor değişimi sağlıyor.Liderler ve öğretmenler sırası gelince değişimi sağlamakla görevlidir.Çünkü değişim şarttır.Uçuş hızı düşünce arkadakiler liderlerini ses çıkararak uyarıyorlar.İlerlemek ve yol almak için başkalarının uyarılarına ihtiyacımız olacaktır.Uyarıldığımızda asla darılmamalı,kırılmamalıyız.Bizi uyaranları taktirle ve sevinçle karşılamalıyız. Sürüden bir kaz hastalanır veya vurulursa, uçamayacak bir halde ise ; sürüden iki kaz ayrılıp ona yardım ediyor , gerekirse koruyor.Bu durum ya uçunca ya da ölünceye kadar devam ediyor.O iki kaz kendilerine başka kaz sürüsü bulup yollarına devam ediyorlar.Kuşlar gibi uçmayı öğrendik,balıklar gibi yüzmeyi , bu arada çok basit bir sanatı unuttuk:İnsan gibi yaşamak diyor Martin Luthar.
Dersi tamamlamıştık. Yaban kazlarının hayatı birlikte kucaklamaları enteresan gelse de biz insan olarak ders almayı dahi beceremez olmuşuz. Ne acı.Sınıftaki sessizliği tombul şirin kız bozdu:
-Anne bu öğretmen çok komik.Tamam burada kalıyorum. Dedi.
Şaşkınlığım artıyor,adrenalin hormonu salgısı da azımsanmayacak kadar hızla vücuduma yayılıyordu.Bayan :
- Öğretmen bey kendime yakıştıramadığım bu esef verici davranışımızdan dolayı özür dilerim.Kızım önceki öğretmenini çok seviyordu.Okul idaresi ve öğretmen kızımın sınıf değiştirmeyeceği garantisini vermişlerdi.Bu gün okula geldiğimizde şoke olduk.Tekrar özür dilerim.Kızım sen de öğretmeninden özür diler misin? Dedi.Kız :
- Özür dilerim canım öğretmenim.Ben sizi çok sevdim.
Acayip bir gündü .Unutmamın mümkün olmadığı bu olayla neler öğrendiğimi düşündüm:
1-Sabırlı olma,
2-Kızma iç güdüsünü kontrol altına alma,
3-Sorunu görmezden gelerek çözme,
4-Şefkatli olma,
5-Bağışlayıcı olma gibi güzel hasletler .
Sonra ne mi oldu? Öğrencim gerçekten zorlu birisi olarak karşımıza çıktı.Yumuşaklık ve kuralları uygulamada esneklik göstermeyerek nezaketi öğrendi.Sınıfımızın pekiyilik öğrencileri arasında yerini aldı.Annesi de sınıfımızın aktif velilerinden birisi oldu.Okul-aile birliğine üye olup kendini eğitim gönüllüsü ilan etti.Sohbetlerimiz sırasında bu olayı hatırlayıp özür diler.
Olsun biz eğitim ordusuna sonuçta gönüllü,aktif bir eleman kazandırmış olmadık mı sizce ?
2. BÖLÜM
2.1 VELİLER
Öğrencinin sınıftaki ders başarısı,davranışları,temizlik ve etik açılardan incelenmesi sonucu verdiğimiz karneler umulmadık sonuçlar vermektedir.
Öğrencinizin ailesinin iş,ev ve sosyal hayatla ilişkileri onun kişilik ve ders başarıları ile çok yakından ilgilidir.Karakteri çevresel etmenler de birinci olarak etkileyici unsur ailedir.
Her yıl öğrenci tanıma formları düzenleriz.Orada velilerin işi,evleri ve evleriyle ilgili ;kira olup olmadığı,çalışma odasının var veya yok olması,kendine ait bir yatak odası var yahut yok oluşu ile ilgili bilgiler ,ekonomik açıdan ailenin durumu hakkındaki bilgiler sorulur.Zamanla unutulan bilgiler veli açısından sağlıklı bilgiler içermemektedir.
Örneğin okuldan para isterler korkusu yüzünden evini kira ,kendini işsiz veya serbest meslek,işi varsa asgari ücretten bile az gösteren bilgiler verilmiştir.
Siz öğrenci dosyalarındaki veli ile ilgili bilgileri doldurmak için sınıfa davet ettiğinizde velinin ,sene başındaki verdiği bilgilerle çeliştiği olmuştur.Mahcubiyetle kem küm eder.Anlarsınız halden.Çünkü siz insan yetiştiren bir mürebbisinizdir.Peki ne yapmalıyız diyorsanız sene başındaki formu doldurtunuz.Öğrencinizi ve velinizi gözleyiniz.Uzun bir maratona çıkmışsınız.Takımınız güçlü,sağlıklı ve dayanıklı olmalıdır.Takımınızın as oyuncularını seçmede teknik direktörler gibi olmalısınız. Asla hiçbir oyuncunuzu takımdan şu veya bu sebepten dolayı dışlamayınız.Unutmamalıyız ki zor , herkesimden saygı ve kabul gören bir ordunun neferleriyiz.Hepimiz görev şuuru içindeyiz.
Çünkü bu meslek ;PARA İÇİN YAPILAMAZ!
GERÇEK MÜFETTİŞ VELİDİR
İlköğretim okullarında yılda bir kez ilköğretim müfettişleri tarafından okullarımız A dan Z ye teftişe tabi tutulur.Bu teftişler genelde çok iyi sonuçlar verir.Bazen de şova dönüşen bir diyoloğa.Eğitim ordusunun komutanlarından olan saygıdeğer müfettişlerimiz görevlerini icra ederken iyi niyetli olmakla beraber ortak hedef olan eğitimle kalkınacağına inandığı ülkesinin üstün madalya takmak istedikleri tüm öğretmenlerine yardımcı olurlar.Lakin bu durumun dışında gelişen olaylar da yaşanmaktadır.
Güneydoğu bölgesinde çalışırken bir öğretmenimiz öğretmenevinde koyu bir teftiş-müfettiş-veli-öğretmen ilişkileri konulu sohbetimiz esnasında müfettiş ile olan bir diyalogunu anlatmıştı.Teftişine gelen müfettiş bey öğretmene plan defterinde kırmızı renkli kalemle yazdığı yazısından sınıfının temizliğine kadar her şeyi bir sorun yumağı haline getirmiş.Öğretmenimiz elektriklenmiş ve tabir yerindeyse davul gibi gerilmiş.Her söylediği olumsuz sözlerine müfettiş beyin yumuşaklık bir üslupla ve bir daha bu şekilde olmayacağı sözleri verirken müfettiş bey de hızını alamayan bir araba gibiymiş.Zil çalmasını büyük bir sabırsızlıkla bekleyen öğretmenimiz ,müfettiş beyin öğrencilere sorular sorarak bilemedikleri hallerde kendisine üstü kapalı bazen kırıcı hallerine de tahammül gösteriyormuş.Kendi tabiriyle şarteli atmaktayken zil çalmış.Derin bir oh çekecekken müfettiş bey sınıfından memnun kalmadığını,öğrencilerin çok rahat olduklarını,sınıfta etkili bir öğretmen olmadığını,sınıfın camlarının temizliğinin yetersiz olduğunu,kırmızı kalemle kızların adlarını bir daha yazmaması gerektiğini,öğrencilerin yapamama veya bilmeme hallerinde üzülmediklerini sıralamış.Öğretmen isterlerse kendilerine bunları açıklayabileceğini söylemiş.Mağrur bir edayla peki buyrun demiş müfettiş bey.Öğretmen arkadaş;camların temizliğini okul idaresinin yaptırdığını,öğrencilere bunları yaptıramayacağını ayrıca sıra,masa ve yerlerin temizliğine önem verdiklerini belirtir.Kırmızı kalemle yazmasının sebebini geçen yıl gelen müfettiş beyin söylemesi üzerine yaptığını seneye siz gelecekseniz kırmızıyı kullanmayacağını söyler.Öğrencilere müfettiş beyin de bizler gibi insan olduğunu ve bizim eksik yönlerimizi gösterirken olumlu hallerimizi de öveceğini söylerim.Bundandır ki size,müdürümüze veya bir başkasına heyecan duymadan rahat bir tavır sergilerler.Bunun suç veya kusur olduğunu bilmiyorum der.Sizin sorularınıza veya başkalarının sorularına karşı cevabı bilmedikleri zamanlar da bunu üzülmeksizin ifade ederler.Neden mi? Çünkü eğitim bilmediğini kabul ettiğiniz yerde başlar.Zamanın kadısı sorulan sorunun cevabını bilmediğini söyleyince kocaman bir alimin bilmeme halini yadırgadığını,niçin maaş aldığını söyleyen kişiye bildikleri için maaş aldığını bilmedikleri için maaş almadığını söyler.Alim bilime ve bilgiye gidilen yolun bilmediğini kabul ederek varıldığını söyler. Biz şu iki felsefeye inanıyoruz:
1-Her veli çocuğunun en iyi olmasını kendisini geçmesini her şartta ister.
2-Her çocuk velisinden daha ileri konumda olmayı arzu eder.
Unutmayalım ki gerçek müfettiş velidir.Veli olan sadece eğitim ordusu dışındakiler değildir sayın müfettişim.Sizler,bizler,bakanımız,başbakanımız.cumhurbaşkanımız.Kısaca hepimiz birer veliyiz.Siz de çocuğunuzu bu rahatlık ve bilmediğini kabul etme erdeminde görmek istemez misiniz?
Öğretmenimiz bu vakıalarda art niyet aranmadan insancıl yaklaşımların iyi netice vereceğini belirtti.Tüm müfettişlerin görevlerini yaptıklarını bilerek biz öğretmenlerin davranmalarını istedi.
Tüm veliler hayata bir tek gözle bakarlar:Çocuklarımız bizden daha ileri olsunlar ve biz onlar için her fedakarlığa hazırız.Hazır olan veliler bizlerin yardımcıları olduğu gibi aynı zaman da gerçek müfettişlerimizdir.
Öğretmenden Altın Ödülü Kitap Okuma Yarışması
Sınıf öğretmenliği yapan Nedim Taktak, öğrencilerini kitap okumaya teşvik etmek amacıyla altın ödüllü kitap okuma yarışması açtı. Yarışmada dereceye giren öğrencilere cumhuriyet altını ve çeşitli ödüller verilecek.
Başakşehir Ahmet Kabaklı İlköğretim Okulunda öğretmenlik yapan eğitimci-yazar Nedim Taktak, kendi sınıfındaki öğrencilere kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için ilginç bir yarışma açtı. Buna göre, Milli Eğitim Bakanlığının okullara tavsiye ettiği kitaplardan 26sını okuyup inceleme sorularını en iyi cevaplayan öğrenciler altın ve çeşitli hediyeler kazanırken, velilere de yıl sonunda 30 kitap okumalarına karşın katılım şilti verilecek.
Velilerin jüri olduğu yarışma hakkında bilgi veren 5/S sınıfı öğretmeni Nedim Taktak, ;Öğretmeni, öğrencileri ve velileriyle bir Altın Kitap Okuma Şenliği projesi hazırladık. Özellikle İlköğretim Haftasına dikkat çekmek istedik. 10.10.2005;11.11.2005 tarihleri arasında en çok kitap okuyan öğrencilerimiz altın alacaklar. Ödüller 14-18 Kasım Dünya Çocuk Kitapları Haftasında kurumumuzun üst düzey yöneticilerince verilecektir.17 Kasım 2005 perşembe günü saat 11.00 de Ahmet kabaklı i.ö.okulu çok amaçlı spor salonunda yapılacaktır. Sayın Bakanımızı ve İl M.E. Müdürümüzü ve ilçe M.E. Müdürümüzü davet edeceğiz. Öğrencileri teşvik için veliler de kitap okuyacaklar dedi.
Kitabı okuyan öğrenciler her kitap için bir inceleme raporu dolduracak. Bu raporlarda, öykünün kahramanları, olayın geçtiği yer ve zaman, en beğendiği karakterler, en etkilendiği bölümler belirtilecek ve kitabın kısa bir özeti yer alacak.
Hiç Kızmayan Öğretmen;Gerçek Müfettiş Velidir simli iki kitabı yanında Türkiye'e www.hickizmayanogretmen.com isimli bir ilkokul sınıfına ait sitesi bulunan Nedim Taktak, eğitimdeki ilginç uygulamaları ve ücretsiz eğitim seminerleri ile tanınıyor. nedim_taktak@hotmail.com
|