|
İNTERNETE GİDEN YOL
Bir yıl geçmişti aradan.Çocuklar büyümüş,serpilmişlerdi.Heyecanla okulun açıldığı haftadan bir hafta sonra veli toplantısı yapıyordum.Katılım oranı bir hayli fazlaydı.Üstelik erkek velilerin sayısı da azımsanmayacak kadardı.Toplantıya her zaman olduğu gibi bir önceki toplantı tutanağını okuyarak başladım.Geçen bir yıldaki çalışmaları özetledim.Bu yıl öğrenecekleri dersler ve ana hatlarıyla konuları söyledim.Bir ay içinde de dersler ve konuları ve derslerin amaçlarını bildiren çalışmayı çocuklarla kendilerine ileteceğimi belirttim.Bu arada yeni katılan velilerden biri tutanakta koştur bizi öğretmen bey diyen veliye katıldığını ama nasıl koşulacaksa bir an önce koşmak istediğini söyledi.Kendisine ismen hitap ederek sınıfımızda bilgisayar,televizyon donanımı olduğunu ve geçen yıl çocukların bunlardan nasıl yararlandıklarını biraz detaylıca anlattım.Örneğin matematikte toplama işlemini klavyeyi kullanarak yaptıklarını hata yapınca donk sesi çıkardığını bilgisayardan görsel olarak aktardım.Bunun okulumuzda 17 şubeden sadece 5 inde olduğunu aktardım.Nasıl koşulması gerektiğinin ise Aynı dili konuşanların değil aynı duyguyu paylaşanların yapabileceklerini anlattım:
19. yüzyılın büyük İngiliz ressamlarından William Holman Hunt'ın, bir bahçeyi tasvir eden bir tablosu Londra Kraliyet Akademisi'nde sergileniyordu.
Hunt'ın "Kainatın Işığı" adını verdiği bu tabloda geceleyin elinde duran fenerle bahçede duran filozof kılıklı bir adam görülüyordu. Adam, serbest kalan eliyle bir kapıyı vuruyor ve içeriden bir cevap bekler gibi görünüyordu. Tabloyu tetkik eden bir sanat eleştirmeni Hunt'a dönerek:
"Güzel bir tablo doğrusu, ama manasını bir türlü kavrayamadım" dedi,
"Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı? Kapıya tokmak takmayı unutmuşsunuz da..."
Hunt gülümsedi:
"Adam alelade bir kapıya vurmuyor ki..." dedi.
"Bu kapı, insan kalbini temsil ediyor. Ancak içeriden açılabildiği için dışında tokmağa ihtiyaç yoktur?".
Bu yaşanmış olaydan da anlaşılacağı üzere Her hayat kalbinin ekseninde döner.İnsanların uğrunda öldükleri, uğrunda yaşadıklarıdır.Biz de bu okulda ve diğer çalıştığımız okullarda onların destekleriyle başarı çıtasını hep bir basamak yükselttik.İşte bugün eğer samimi olarak koşmak istiyorsak elbirliği ve gönül hoşnutluğuyla sınıfımız için Internet sitesi açalım.Kaç ailenin ev ya da işyerinde bilgisayar var diye bu arada sordum.24 ailenin böyle imkanı olduğunu gösteren parmaklarını saydım.İçimden bu iş galiba olacak derken bir veli bize ne yararı olacak? Zaten diğer şubelerin sınıfların da bile yokken dedi. Haklıydı da koşmak istemiyorlar mıydı? Birleşmek başlangıçtır, birliği sürdürmek gelişmedir; birlikte çalışmak başarıdır.İdealler yıldızlar gibidir, onları tutmak mümkün olmaz ama karanlık gecelerde yolumuza onlar rehberlik ederler.İnsanlar yaşadıkça ihtiyarladıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça ihtiyarlarlar.
Düş gücü, bir insanin en yükseklere uçurabildiği bir uçurtmadır. Mutluluk, insanın yaşadığı andan haz duyması, geçişte haz duyduğu bir yaşantıyı anımsaması ya da gelecekte haz duyacağı bir yaşantıyı ümit etmesidir. Mutluluk iyi yaşamalarla doğru orantılıdır. İyi olma, iyi yaşama durumuna kavuşmaktır.
Yaşanılan an geri gelmeyecek; bugünler hiç ama hiç geri gelmeyecek; yaşam akıp gidiyor. Bu nedenle yaşadığı ana, zamana sıkı sıkıya sarılmak gerek. Bir bütün olarak.. İnsanlar yaşamdan zevk almak için, insanlara, nesnelere ilgi ve sevgi göstermeli, ufak ufak sevgi köprücükleri kurmalıdır. Bu köprücükler insanları dünyaya bağlayan büyük yaşama sevinci Toplum Güven Üstüne Kurulmuştur. Kendisine güvenen kişi, karşılaştığı engelleri kolayca aşabilir, sorunlara gerçekçi çözümler bulabilir, sağlıklı ilişkiler kurabilir. Mutluluğa erişmenin tek yolu erdemdir,dedim. Bilginin amacı bunu sağlamaktır. Bunu sağlamayan bilginin değeri yoktur. Her insanın kendi kişiliğine uyan amaçları vardır. Bunlara ulaşırsa mutlu olur, iyi yaşar. Yaşamdan zevk almak insanın mizacına da bağlıdır. Neşe, sevinç ve umudun hakim olduğu insanlar, yaşamdan daha çok haz duyarlar . Mutluluk, acının yokluğudur .Yaşam Bir Maratondur.Biz de bu maratonu en önde götürmek ve sırası gelince bizden sonrakilere daha iyi bir noktada bırakmak istiyoruz. Bir veli dostluğu ve yardımı içimizi ısıtan sihirli bir dokunuştur.
Bizi gölge gibi takip eden, her adımda yanımızda olmayı isteyen
Bizden uzaktayken bile yanımızda olduğunu hissettirebilen..
Engellerle aramızda bir köprü olan yerinde...
Bizimle her güzel çalışmaya ortak olan ve her iyi olanı bizimle paylaşmaktan mutlu olan..Dünü, bugünü ve yarını bizimle kucaklayan..Bizimle hayaller kuran, hayalleri gerçekleştirmek için bizimle yola çıkan..ne mutlu bana, sizin gibi dostlarım ve arkadaşlarım var! diyerek sözümü tamamladım.
Bir bayan velim sözlerinize katılıyor ve destekliyorum, diyerek söz aldı. Bütün insanlar, sürekli olarak en yüksek iyiye ulaşmaya ve bunu elinde tutmaya çalışırlar.Biz de geleceğimizi teminatı olan çocuklarımızın
çağa uygun eğitilmelerinden çok memnunuz.Ev ya da işyerlerinde bilgisayarı olmayanlarımız nasıl bundan yararlanacaklardır?
Benden önce bir erkek veli ; piyasada Internet
cafelerin bol olduğunu ve bir saatinin 500 bin TL ile 1 milyon TL arası değiştiğini söyledi.
Başka bir veli komşularının bilgisayarlarından yardım alınabileceğini söyledi.
Bazı idealler öyle değerlidir ki;o yolda mağlup olman bile zafer sayılır dememişler miydi? Hayat yaşamayı sevgi hak etmeyi,vefa hatırlamayı,dostluk paylaşmayı bilenler için vardır. Başkalarına da kulak vermeliyiz,çünkü akıl akıldan üstündür.Yalnız planlarımızı değil
Başarılarımı ortak olması gerektiğini vurguladım.İşimizin ne kadar öneme sahip olduğunu çiçek yetiştirmekten zor olan çocuk yetiştirmekten bahsettiğimizi hatırlatarak;hayattaki tek dayanağınızın onlar olduğunu bilerek başarılarımızın bedenimizi ve yüreğimizi güçlendireceğinden şüphe duyulmaması gerektiğini anlattım.Ve yaptığımız küçümsenen işlerin ileride yepyeni hayatlar başlatmış olacağını göremezsek bile görenlerin olacağını da söyledik.
Onlara sadece öneride bulunduğumu asla onlara hükmetme ve yargılamadığımı birkaç kez hatırlattım.Toplantı salonunda bir sessizlik oluştu.Başını elleri arasına alanlar,gözlerini bir noktaya dikenler vardı.Öğretmen bey dedi sessizliği bozan bir velim,Kendisinin bu sınıfın yeni velisi olduğunu bu işin üstesinden gelinebileceğini izin verirsem sorular sormak istediğini söyledi.Buyurun lütfen sorularınızı dinliyorum Sami Bey dedim.Soruları onun eğitim düzeyini göstermekteydi:
1-Okulun bir sitesi var mı? Varsa bu siteden işimizi göremez miyiz?
2-Sitede neler bulunacak?
3-Site bu yıl olmazsa siz üzülür müsünüz?
4-Diyelim ki Internet sitemiz oldu.Seneye nasıl koşu istiyorsunuz?
5-Çocuklarımızı sosyal bir faaliyet içinde çalıştıracağınız uzmanlığınız sertifika vb. belgeleriniz var mı?
6-Hiç Kızmayan Öğretmen isimli kitabınızı okudum.Çok çok güzel bir eser.Siz de hiç kızmaz mısınız? Bu imkanı tanıdığınız için teşekkür ederim.
Kendilerine bu denli güzel soruları için teşekkür ederek soruları ben de madde madde açıklayacağımı söyledim.Toplantı salonunda çıt çıkmıyordu.
1- Okulumuzun benim bildiğim kadarıyla henüz bir sitesi yoktur ve oluşturma çabaları da.Dediğiniz gibi oradan amacımızı gerçekleştiremeyiz.
2-SİTEMİZDE NELER BULUNACAK?
A-Sitede her bir öğrenciye;e mail adresi vereceğiz.Bu adreslerle site içi kendi aralarında ve öğretmenleriyle ücretsiz haberleşebileceklerdir.Hatta kameraları varsa görüntülü biçimde haberleşeceklerdir.
B-Site içinde öğrencilerin davranışları tablo halinde
C-Öğrenciler okul numaralarını girerek
a.5 yıllık karnelerini ,
b.sınav notlarını,
c. Öğrenci genel bilgilerini,
ç,devam devamsızlık bilgilerini,
d.-e kart bölümüyle kutlama mesajlarını site üzerinden gönderebilme imkanı.e.sınıf resimlerini,
Ç-Başöğretmen Atatürk'le ilgili resimli bilgiler,
D-tekerlemeler,E-Hazır cevaplar,F-Bilmeceler,
G-Rehberlik bölümü,
a.Kişiler arası iletişim.
b,sınav kaygısı vb.
Ğ-Hikayeler ,nükteler vb. bölümler olmasını planlıyorum.
3-Site bu yıl olmazsa üzülür müyüm sorunuza Yapamayacağın şeylerin
Yapabileceklerini engellemesine izin verme. sözüyle cevap vereyim.
Rüzgarın yönünü değiştiremiyorsak ;yelkenlerimizi rüzgara göre ayarlamalıyız.Çünkü dünya karşılaştığın fırtınalarla değil gemimizin limana kazasız varmasıyla ilgilenecektir.Evet hepimiz eğer yapmaya muktedir olup ta yapmıyorsak üzülmez miyiz? Her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı vardır.Bizim amacımız; o bahçeye layık bir bahçıvan olmak içindir.Bana inandığınız için çok teşekkürler. Sevgiyi lütfen uzaklarda aramayalım.
4-Dediğiniz gibi bir Internet sitemiz olursa seneye de ADSL ile size öğrencilerinizi sınıf ortamında izlettiririz.Tabii siz koşmak isterseniz.
Yani dedi bir velim Veliler sizi tüm derslerde görebilecekler öyle mi?
Evet.Biri bizi gözetlesin diyeceğiz seneye de inşallah.B
Bu arada hayret sözcükleri herkesin dudaklarından istisnasız dökülüyordu.Olur muydu? Neden olmasın!
5-İzcilik çalıştırması yapma belgem var.Bu sene kamplar,geziler ve bayram törenlerine hazırlanma faaliyetlerimiz olacak.Sizlerin lider olma ağırlıklı eğitim verilecek çalışmalara çocuklarınızı özendirmenizi rica ediyorum.
6-Kitaptan memnuniyetinizi mesleğim adına alarak teşekkür ederim.Kızmak da diğer sevinme gibi ,üzülme gibi içimizdeki bir dürtüdür.Nasıl bir sporcu ateş üzerinde yürüyerek acıyı kontrol edebiliyorsa biz ve sizler bu duyularımızı kontrol altına alabiliriz,almalıyız da. Bir de yüksek tonda seslenmek veya biraz yüksek perdeden ders anlatmayı kızma olarak karıştıranlar oluyor.Bir insan kızarsa vücudunda adrenalin hormonu salgısı artacaktır.bu ise onun davranışlarını etkileyecek ve büyük bir ihtimalle beyin devreden çıkacaktır.Sık yaptığımız yanlışlardan biri şudur;aklımızla hareket edeceğimiz yerde duyularımızla,duyularımızla hareket edeceğimiz yerde aklımızla hareket ederiz.Bu da bazen hayatımızın yanlışı olur.Bana gelince kızmadığımı söylüyorlar. Bu sene hep beraber görürüz,kızıp kızmadığımı değil mi Sami bey?
İçten olup; telaşsız, kısa ve açık seçik konuşmanın elbet yararı olacaktır. Herkes davranışlarıyla karakterini aksettiriyorsa biz davranışlarımıza daha fazla ehemmiyet göstermek zorundayız. Bizim insanı sevmek ve insanlığa fayda sağlayacak işler peşinde koşmamız gerekir. Başkalarını bize sevdiren ve onları bizim gözümüzde hoş kılan tavır ve davranışlara dikkat etmeliyiz. Unutmamalıyız ki, aynı şeyler bizim de sevilip beğenilmemize neden olabilir. Daima insanca davranıp imajımıza da önem vermek gerekmez mi? insanlar içinde insanlardan bir insan olup Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz sözünü hatırlamalıyız.
Ben mutlulukla gülümseyip etrafa baktıktan sonra evet bu iş için gerekli olan sadece maddi yön değil.Aynı zamanda bu iş için yüreklerin toplu atması gerekli olduğunu söyledim.Maddi boyutunu üç beş velimizin reklam vermesi ile olacağını ve bunun da az bir miktarda gerçekleşeceğini belirttim.Reklam için tahmini 40 ile 50 milyon TL arası olacağını ve isteyen velilerin ellerini kaldırmalarını rica ettim.10-12 el havadaydı.Biz reklam için veli sayısının halledileceğini görmüştük.Öyleyse Internet için bir oylama yapalım kabul edenler ellerini kaldırsınlar lütfen dedim.Kaldırmayan iki veli vardı.Onlar da bilgisayarları olmadığını söyleyenlerdi.Tutanaklara kabul edenlerin ve etmeyenlerin imzaları alındı.Reklam için 5 veli daha sonra kararlaştırılacaktır dedim.Bir veli bir sene 5 veli daha sonraki sene 5 veli olsun dedi.O da halledilmişti.Bir veli sitenin adının konmasını ve uzantısının ne olacağını sordu.Başka bir veli sınıf adı olmasını istedi:www.2-S @ com.tr.
Başkası bunun sınıfın her yıl sınıf adının değişeceğinden ötürü şık olmayacağını ama uzantının com olmasının uygun olacağını belirtti.Su akar yatağını bulur diyen atalarımız ne kadar haklılarmış!Veliler kendi aralarında konuşarak bu duruma en son noktayı koydular.Sitenin adının öğretmenimizin adı ve uzantısının com olması uygun olur diyen Çisil Hanımın görüşü kabul gördü.Sitemizin adı:
www.hickizmayanogretmen.com
Songül Karlı 'nın türküsünde söylediği gibi Omuz omuza kardaş,omuz omuza yoldaş,Bektaşi,Zeybek Dadaş;Dağlar omuz omuza denmişti nihai kararda.
Siteniz Güzel Türkiyemiz'in ilk ve tek sınıf sitesiydi.Peki seneye maratona devam edecek miydik? Son toplantımızda bu soruya hepimiz bir tek yürek olup evet dedik.
Hedefimiz internetten derslerimizi canlı yayınlayarak bir olmanın .can olmanın güzelliğini geleceğe umutla bakmak istemenin ilk örneklerini arz etmektir. Biri bizi gözetlesin diyelim yarınlara bir anımızın bile değerli olduğunu anlatabilmek için.
Çünkü TÜRKİYE'DE YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR!
Adını okulumuza veren Şeyhül muharririn olan Ahmet Kabaklı üstadımızın Türkiye Gazetesi';ndeki yazısında olduğu gibi her gün 86.400 saniye ile koşumuza başlıyoruz.Sermayemiz ne kadar çok değerini bilene.
Eğitim adına yapacağınız her adımı can u gönülden destekliyoruz.Ve eğitim ordusunun bir neferi olmaktan onur duyuyoruz.
EN DERİN SEVGİ VE SAYGILARIMIZLA
NEDİM TAKTAK
0535B877 64 96
Öğrenme etkin olduğunda, işin çoğunu öğrenciler yapar. Beyinlerini kullanırlar, fikirleri düşünürler, problemleri çözerler ve ne öğrendilerse uygularlar. Aktif öğrenme hızlıdır,eğlencelidir,destekleyicidir. Öğrenci sıklıkla sırasından uzakta, hareketli ve yüksek sesle düşünür.Öğrenme neden Aktif olmalıdır?Bir şeyi iyi öğrenmek için, onu duymak, görmek, onunla ilgili sorular sormak, başkaları ile görüş alış verişinde bulunmak gerekir. Biliyoruz ki,öğrenciler en iyi, yaparak öğrenirler. O halde sınıfınızı canlandırarak, Öğrencilerinizi neşelendirerek ve ferahlatarak Öğrenmeyi aktif duruma getirmeniz gerekmektedir. Bu amaçla ilk olarak öğrenmenin nasıl gerçekleştiğinin anlaşılması gerekir.Anlatılan konu ne kadar ilgi çekici olursa olsun, Öğrenciler ne kadar dikkatli dinlerlerse dinlesinler ve Öğretmen bilgiyi ne kadar sıralı ve yavaş anlatırsa anlatsın Dinleyerek öğrenme sınırlı kalmaktadır. Aktif Öğrenmenin gerçekleşemediği anlatım yönteminin sürekli olarak kullanılmasının ortaya çıkardığı sorunlar.Öğrencilerin dikkati her geçen dakika azalmaktadır. Sadece dinleyerek öğrenen öğrencilere hitap etmektedir. Ezbere öğrenmeyi desteklemektedir. Bütün öğrencilerin aynı bilgiye ihtiyaç duyduğu ve hepsinin aynı hızda öğrendiği varsayımına dayanmaktadır. Öğrencilerin hoşuna gitmemektedir. Anlatıma görsel unsurların eklenmesi, akılda kalıcılığı %14’ten %38’e yükseltmektedir. Resim kullanılarak yapılan anlatım sadece kelimeler kullanılarak yapılan anlatımdan üç kat daha fazla etkilidir. Hem görsel,hem işitsel unsurlar birlikte kullanılırsa daha çok öğrencinin öğrenmesine yardımcı olunacaktır.BEYİN NASIL ÇALIŞIR?Beynimiz aşağıdaki soruları sorarak gelen bilgiyi sorgular. Bu bilgiyi daha önce duydun mu? Veya gördün mü? Bu bilgi nereye uyar? Bununla ne yapabilirim? Bu bilginin dün, geçen ay veya yıl duyduğum düşünce ile aynı olduğunu farz edebilir miyim? Beyin sadece bilgiyi almaz onu işler. Bir bakıma bilgisayar gibi çalışır. Bilgisayarın girilen verileri daha sonra kullanabilmesi için onları saklaması yani kaydetmesi gerekir. Beynimizin hafızaya kaydetmesi için yeni bilgiyi test etmesi, özetlemesi veya başkalarına açıklaması gerekir. Öğrenme pasif olduğunda beynimiz yeni bilgiyi kaydedemez. Eğer öğrenciler aşağıda belirtilenleri yaparlarsa daha iyi öğrenirler.
|