nedimtaktak.sitemynet.com
http://nedimtaktak.sitemynet.com

HİÇ KIZMAYAN ÖĞRETMEN
3.GELENEKSEL ALTIN ÖDÜLLÜ KİTAP OKUMA YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ
26.TÜYAP KİTAP FUARI
HOS GELDIN YENI YIL 2007
BIZ BIZE BENZERIZ
SENINLE OLMAK
ARANIZDA DERS CALISMAYI SEVMEYEN VAR MI?
BASINDA HIC KIZMAYAN OGRETMEN
ATATURK
GERÇEK MÜFETTİŞ VELİDİR
REHBERLIK
HİÇ KIZMAYAN ÖĞRENCİLER
SEYH;UL MUHARRIRIN AHMET KABAKLI

HİÇ KIZMAYAN ÖĞRETMEN


http://www.hickizmayanogretmen.com

http://www.hickizmayanogretmen.com/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=17

http://nedimtaktak.sitemynet.com

http://www.hickizmayanogretmen.com

Eğitim bireyin kendi davranışlarında istendik veya kasıtlı değişiklik sürecinin genel adıdır.

İSTANBUL İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜMÜZ ÖMER BALIBEY HİÇ KIZMAYAN ÖĞRETMEN'İ 2.KİTABI GERÇEK MÜFETTİŞ VELİDİR 'DEN DOLAYI GÜMÜŞ MEB ROZETİ İLE TALTİF ETTİ

HİÇ KIZMAYAN ÖĞRETMEN'DE TİMAŞ'TA

TÜM ÖĞRETMENLERE SEVGİLERİMLE
-Mevlana Hazretlerinin bir sözüyle söyleşiye başlayayım Bizimle aynı dili konuşanlar değil,aynı duyguyu paylaşanlar gelsin yanımıza
Sevmek birbirimize bakmak olmamalı,birlikte aynı noktaya bakmak olmalıdır.Sizin ve kurumunuzun hizmetlerinin devamını diler,tüm öğretmenlerimize saygılarımızı arz ederiz.
"Hiç Kızmayan" Öğretmenler İçin...

Tüm eğitimcilerin başucu kitabı olacak Hiç Kızmayan Öğretmen 24 Kasım Öğretmenler Günü öncesinde okurla buluşuyor. Eğitimci Nedim Taktak'ın yazdığı kitap, eğitim görevi yürüten herkesin ihtiyacı olan bilgiler sunuyor.

Eğitimci Nedim Taktak'ın kaleme aldığı Hiç Kızmayan Öğretmen TİMAŞ Yayınları'ndan çıktı. Yaklaşan Öğretmenler Günü öncesinde okurla buluşan Hiç Kızmayan Öğretmen tüm eğitimcilerin başucu kitabı olacak.

Kitap; mesleğini severek ve isteyerek yapan, gayretli, hoşgörülü, sabırlı ve idealist bir öğretmenin uygulayıp güzel sonuçlar aldığı metotlardan oluşuyor. Eğitim ve öğretim görevi yürüten herkesin ihtiyacı olan bilgi ve tavsiyeleri sunan kitap, konuları örneklerle açıklıyor. Öğretmenliği boyunca çok farklı okullarda, çok değişik kültür, kişilik, anlayış ve yaşayış biçimlerine sahip öğrencilerle muhatap olan Nedim Taktak, tecrübelerinden bir buket sunuyor.

Öğretmenlik hiç kızmayan olmakla anlam kazanır!
Öğretmenlik, zevkli ve neşeli olduğu kadar zor ve zahmetli bir meslektir aynı zamanda... Öğretmenlik, hiç kızmayan öğretmen olmakla anlam kazanır. Sabırlı, hoşgörülü ve sonunda başaran olmak gerçek öğretmenliktir. Özellikle öğretmenlerin ve anne babaların yararlanacağı bu kitaptaki bilgi ve tavsiyelere, bir şekilde eğitim ve öğretim görevi yürüten herkesin ihtiyacı

1.1 KURBAN OLAM ÖĞRETMENİM
Göreve başladığım ilk yıldı. Doğunun şirin bir ilindeki 120 haneli bir köye atandım. İki dağ arasına kurulmuş. Dağların arasından küçük bir ırmak geçiyordu. Dağınık bir yerleşim vardı. Okul, köyün girişinden biraz daha uzakta, dağ yamacındaydı. Okuldan sonra ev yoktu.
Toplam 93 mevcutlu, üç öğretmenli, iki derslikli tipik bir köy okuluydu. Müdür yetkili öğretmeninim, o köyde bir kaç yıldır çalışıyordu. Benim dışımdaki arkadaş da bölgeye yabancı değildi. Arkadaşın asıl branşı tarih olduğundan müdür yetkili öğretmenimiz, ona dördüncü ve beşinci sınıfları, bana da stajyer olduğumdan ikinci ve üçüncü sınıfları verdi. Kendisi ise birinci sınıfı aldı.
Sınıfım toplam 60 öğrenciden oluşuyordu. Bunun 29 u ikinci sınıf, 31 i de üçüncü sınıf talebesiydi. İkinci sınıfların yarıdan fazlası okuma bilmezken 3lerin durumu da ikinci sınıf düzeyindeydi. Sınıfın bu hali gözümü korkutmuştu. Ama çocuklar çok şirindi! İçten, doğal ve çocuksu halleriyle kendilerini sevdiriyorlardı. Beni de çok sevmişlerdi.
Köyde her kapıda iri yapılı, ateşli bakışlı köpekler vardı. Üstelik köpekler bağlanmazdı bu köyde... Okulun köy yerleşim alanına uzak olmasından dolayı köy meydanına inmek her zaman mümkün olmuyordu. Çünkü inmeye kalkarsak iri bir köpekle karşılaşmamız an meselesi olacaktı. İneceğimiz zaman çocuklardan yardım aldık! Köpekler çocuklara karşı duyarlıydı, seslerini bile çıkarmazlardı.
Sınıfta bütünleşmiştik. Artık birer birer okumaya geçiyorlardı. Zaman ilerledikçe okuyanların sayısı artıyordu.
Gündüzler uzuyor ve çocuklar erken acıkıyorlardı. Günün bitmesine bir ders kala orta sıralarda oturan Fatma ayağa kalkarak,
Kurban olam öğretmenim! Bir yol izin ver de eve gidem. Ekmek getirem. Vallah çok acıkmışam, dedi.
Ona, evlerinin karşı dağın yamacında olmasından ve günün bitmesine bir ders kaldığından dolayı izin veremeyeceğimi söyledim. Lakin ısrar etti:
Kurban olam öğretmenim! Gidem ha... Çok acıkmışam. N olur.
O sırada zil çalmıştı. Hemen okulun arkasında bulunan lojmanıma giderek, bir tepsi içinde kahvaltılık yiyecekler hazırlayıp sınıfa getirdim. Fatma'yı ve diğer öğrencilerimi sınıfa çağırdım, açlıklarını bastırdım.
Bize kurban olan, bizi bağrına basan çocuklarımızın iyi yetişmeleri için bizim de her türlü maddi ve manevi sıkıntılara göğüs gererek kurban olmamız gerekmez mi?

http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=81958

BOLVADİNLİ ŞAİR - YAZAR VE SANATÇILAR

Nedim TAKTAK
Afyon ili Bolvadin ilçesinde 1970 yılında doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini doğduğu ilçede yapmıştır. 1991'de Dokuz Eylül Üniversitesi Denizli Eğitim Yüksek Okulu Sınıf öğretmenliği bölümünden mezun olmuştur. 2000 yılında Türkçe Bölümünde lisans tamamlamıştır. 2005 yılında BEYKENT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ'DE EĞİTİM YÖNETİMİ VE DENETİMİ alanında master yapmaya başlamıştır.

1992'de sınıf öğretmeni olarak öğretmenliğe başlamıştır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde çalıştıktan sonra 1994'te İstanbul'a atanmıştır. 1999-2001 yılları arasında yedek subay öğretmen olarak Güneydoğu Anadolu'da görev yapmıştır. Evli ve iki çocuk babasıdır.






MİSYONUMUZ
Karakteri ve kişiliği oturmuş, işini ve çocukları seven, soğukkanlı ve sabırlı, bakımlı ve güzel giyimli, kendine güvenen, karşısındakine güven veren, çevresiyle ilgili, duygulu, sanatsal ve toplumsal olaylara duyarlı, erdem toplumuna giden yolun rehberi ve modeli olan öğretmenler olarak misyonumuz "Muasır Medeniyet" seviyesini yakalamaktır.

Yolun dik ve yokuşlu olduğunu baştan kabul eden, ileri görüşlü, maddi ve manevi zorluklara dayanan, dirençli, eğitim ordusunun karasevdalısı, bu uğurda canını, cananı, bütün varlığını feda edecek kadar vatan,. millet, bayrak aşığı olan öğretmenler olarak ; pozitif bilimler ışığında etik değerlere bağlı kalarak, gelenek ve görenekleri sentezleyerek, öğrenci merkezli eğitime geçerek, araştırmacı, bilgi çağının öncüsü olacak neferleri eğitim ordusuna kazandırmak birinci temel amacımızdır...

İletişimde bilgi ve becerilerinin arkasında gönül zenginliği, sevgi, anlayış ve hoşgörü olmalıdır. Bu temelden yola çıkarak, demokratik, çağdaş toplumun bireylerini teknolojik destek almadan yetiştirmek eksik olacaktır. İçimizdeki coşkuyu kaybetmiş yaşlı bir insan olmaktansa, ilişkilere önem veren geleceğe umutla bakan, yarınları sevgiyle kucaklayan kişiler olmak zorundayız. Bunun için öğrenci, öğretmen ve veli üçgeni ilişkilerinin yanısıra idareci, öğretmen arkadaşlar ve çevreyle olan ilişkilerimizi sağlıklı ve sıcak tutmak şiarımız olmalıdır.

Mevlana'nın dediği gibi, "Aynı dili konuşanlar değil aynı duyguları paylaşanlar anlaşır."

Bizimle aynı duyguları paylaşıyorsanız Hiç Kızmayan Öğretmen'e HOŞ GELDİNİZ !


VİZYONUMUZ
Öğretmen merkezli eğitim modelinin yerine öğrenci merkezli eğitim modelini yaşanabilir ve uygulanabilir hale getirebilmek için:
Ben dili yerine Sen dili kullanmak;
Empatik olmak ;
Sabırlı ve Soğukkanlı olmak ;
Demokratik olmak ve Yetkeci olmamak ;
3 Y (Ya bir yol bul,Ya bir yol aç , Ya da yoldan çekil ) kuralını işler hale getirmek ;

E-okul , E-sınıf anlayışı geliştirilerek E-devlet oluşumuna uygun öğrenciler yetiştirilmeli

HİÇ KIZMAYAN ÖĞRETMENLERE

İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ

Birinci Bölüm
EĞİTİM VE İNSANIN ÖNEMİ
1.1. Kurban Olam Öğretmenim
1.2. Eğitimde Devletin Rolü
1.3. Devlet (5N-1K)
1.4. Öğretmen (5N-1K)
1.5. Halk (5N-1K)
1.6. Yunus ile Emre

İkinci Bölüm
İYİ BİR ÖĞRETMENİN ÖZELLİKLERİ
2.1. Kendini Tanıma
2.2. Nasıl olmalıyız?
2.3. Minnet Beklememeli
2.4. Doğru İşe Doğru Adam
2.5. Para İçin Yapılmayacak Tek Meslek
2.6. Sabırlı Olma
2.7. Doğruluk Bir Hazinedir
2.8. Çocuklar Ne Zaman Yalan Söyler?
2.9. Yapamayacaklarınıza Söz Vermeyin
2.10 Ben Dili
2.11. Hiç Kızmayan Öğretmen
2.12. Empati
2.13. Empatik Olalım mı?
2.14. Planın Önemi
2.15. Ev Çalışması
2.16. Takım Çalışması

Üçüncü Bölüm
İYİ BİR GELECEK İÇİN
3.1. Tanışma
3.2. Öğrenci Tanıma Teknikleri
3.3. Kalabalık Sınıflar
3.4. Öğrencilere Para Sorumluluğu Yükleyin
3.5. Nöbet Tutma
3.6. Olağanın Dışına Çıkma
3.7. 3Y Kuralı
3.8. Şiire ve Bulmacaya Özen Gösterin
3.9. Türkçe Dersinde Futbol
3.10. Seçimler
3.11. Kararları Onlar Alsın
3.12. Testler
3.13. Öfkemizi Tanıyalım
3.14. Bir Şarkı Patlat Öğretmenim!
3.15. Okula Gitmek İstemiyorum!
3.16. Ekmeğin Yasak Olduğu Okul

Dördüncü Bölüm
İLİŞKİLERİMİZ
4.1. Anne Baba Olmak
4.2. Babalara Mesaj!
4.3. Bir Öykü: Bilge Bahçıvan
4.4. Velilerle İlişkilerimiz
4.5. Velilerin Bizden Beklentileri
4.6. Arkadaşlarımızla İlişkilerimiz
4.7. Çevreyle İlişkilerimiz
4.8. İdarecilerle İlişkilerimiz

Beşinci Bölüm
ÖĞRENCİ TANIMA FORM VE TESTLERİ
5.1. Öğretmen-Veli Görüşme Formu
5.2. / / Şubesi Veli Toplantı Tutanağı
5.3. Bazı Sorunlu Davranışlar ve Önerilen Çözümler
5.4. Bireysel Sorunların Çözümünde İşlenecek Sorun Çözme Aşamaları
5.5. Problem Tarama Anketi
5.6. Otobiyografi
5.7. Otobiyografi Yorumlama Formu
5.8. Kimdir Bu?
5.9. Rehberlik Bürosu Öğrenci Tanıma Formu (Veli Formu)
5.10. Arzu listesi

KAYNAKLAR



TEŞEKKÜR
Bu eserde bize dualarıyla destek veren babam Bedrettin Taktak'a ve annem Ayşe Taktak'a, hayatı yaşanır hâle getirerek maddî ve manevî destek veren kıymetli eşim Remziye Nur Hanıma ve çocuklarım Bedreddin ile Ayşe Kübra Taktak'a teşekkürü bir borç bilirim.

HİÇ KIZMAYAN ÖĞRETMEN

Nedim Taktak

Dizi: Öğretmen-Öğrenci Başarı

152 sayfa, 13.5x21 cm, Avrupa İthal Kağıt, İlk Baskı Tarihi: Kasım'05

ISBN: 975-263-331-5, 2. Baskı

4.5 YTL (4.500.000 TL)



Öğretmenimiz, anne ve babamızdan sonra ilk ciddi eğitimimizi aldığımız, hatta kimi davranışlarını örnek edindiğimiz kişidir. Öğretmenlik, zevkli ve neşeli olduğu kadar zor ve zahmetli bir meslektir aynı zamanda...

Öğretmenlik, hiç kızmayan öğretmen olmakla anlam kazanır. Sabırlı, hoşgörülü ve sonunda başaran olmak gerçek öğretmenliktir.

BU KİTAP, mesleğini severek ve isteyerek yapan, gayretli, hoşgörülü, sabırlı ve idealist bir öğretmenin uygulayıp güzel sonuçlar aldığı metodlardan oluşuyor. Eğitim ve öğretim görevi yürüten herkesin ihtiyacı olan bilgi ve tavsiyeler bu kitapta!

http://www.timas.com.tr







Anket

HİÇ KIZMAYAN ÖĞRETMEN OLURMU
ELBETTE
ASLA
BELKİ
ARASIRA
MÜMKÜN DEĞİL

Konuk Defterim

Ad,Soyad:

E-mail:

Web Adresi:

Mesaj:

NEDİM TAKTAK

SİZ DE KIZMAYABİLİRSİNİZ

Hâlâ HİÇ KIZMAYAN ÖĞRETMEN
kitabını okumamışsanız bu kısma bakacağınızı ümit ederek yazıyorum. Kitabı elinize alıp dudak bükerek evirip çevirir gibi olduğunuzu görür gibiyim.
Çok iddialı bir başlık değil mi?
HİÇ KIZMAYAN ÖĞRETMEN Olmaz canım hiç olur mu? Belki olabilir ama ben görmedim, de diyenler var orada.
Kızgınlık diğer duygularımız gibi insanın özünde var olan bir duygudur. Kullanılması için verilmiş. Gereksiz değil elbet. Ekmeği okulda yasaklayan idareciye, kırmızı ışıkta geçen sürücüye, sarhoş halde umursamaz arabasına binerek hız yapan insan görünümlü olan ve canlılara hayat hakkı tanımayanlara, anlamsız yasaklar koyup yaşamı sıkıcı hale getirenlere biraz kızılamaz mı?
Gün içinde özellikle stresli olacağını bildiğiniz saatlerde, sadece kendiniz için kullanacağınız bir zaman ayırın. Çalışan bir anne, eve geldiğinde kendisine ayıracağı bir 15 dakikalık süre olursa, çocuklarının isteklerine, parlamadan daha iyi yanıt verebilir. Eğer sevdiğiniz kişiyle belli konuları belli saatlerde konuşuyor ve bu konuşmalar da hep tartışma ile sonuçlanıyorsa, bu tür konuları konuşma saatinizi değiştirin.
Çocuğunuzun odasındaki dağınıklık odanın önünden her geçişte 'kafanızın tasını attırıyorsa' kapıyı kapatın. .Eğer her gün işinize gittiğiniz yoldaki trafik, sizi engellenmişlik ve öfke duyguları içinde bırakıyorsa güzergâhınızı değiştirin.
Kızgınlık bilinçli olarak gizlene veya bastırılan bir duygudur. Hep gördüğümüz şeylerle uğraşıp görmediklerimizle savaşırız. İnsan bilmediğinin düşmanı değil midir? En basiti budur.
Rahmetli dayım genç sayılacak bir yaşta vefat ettiğinde tanıdığım tanımadığım herkes ağlıyordu. Ben ağlamıyordum. Ağlayamıyordum. Ağlayanlar beni metanetli, ölüme gülerek bakıyor zannediyorlardı.. Hâlbuki ayrılan evimizden bir kedi bile olsa yüreğimiz cızzz der. Oysa o benim canım dayımdı.Kızgınlık da böyle değil midir?Aniden ortaya çıkan be bastırılarak geçiştirilen duygudur.
Kızgınlık bir iç dürtüdür. Siz isteyince ortaya çıkmaz. Ama bir hak problemi gibi anlaşılmaktadır. Kimlerin kızmaya hakkı var diye düşünüyorsanız ailenize, kendinize, işinzdeki ilişkiler bir bakın. Kızgınlığı bebekken öğrenirsiniz; Bak babaya yapma bak kızıyor. Çocuk ısrarlara dayanamaz ve babasına bakar kaşlar çatık parmaklar seni seni yapar. Bir anlam veremez. Sonra baba mesajın algılanmadığını görünce hafifçe yüzüne fiske vurur. O zaman anlamaya başlarsınız kızmanın size karşı yapılan bir ceza şekli olduğunu.
Çocuk anne ve basına, kadın kocasına, işçi patronuna, memur amirine, müdürüne kızamaz. Neden? Hakkı yok da ondan. Çocuk kızma hakkı olmadığını onu dünyaya getirenlere karşı hele hiç olmadığını anladıktan sonra itiraz etmez. Ama iç dünyasına atar. Misafirliğe istemese de gidecek, orada anne ve babasını utandırıcı davranışlardan kaçınacaktır.
Adam eşini arar ve iş arkadaşı Remzi Bey ve eşinin akşam çay içmeye geleceğini söyler. Kadın:
Burnu kocaman olan eşiyle mi? der telefonda kahkaha atarak. Adam eşini ikaz eder:
Aman hanım çocukların yanında da böyle söyleme! Onlara da sıkı sıkı tenbih et der. Adam akşam yemeğinde kendisi de çocukları tenbihler. Remzi beyler eve gelirler. Evin hanımı çocukları bir an önce yatırmak istemektedir. Bir bahaneyle çocukları odadan çıkartır ve yatmalarını sağlar. Evin hanımı rahatlamış olarak odaya girer. Hoş beşten sonra evin hanımı çayları getirir. Remzi beye ve kendi eşine verdikten sonra Remzi beyin eşine:
Burnunuza çay almaz mıydınız? Der. O andan itibarende bir çuval incir berbat olur.
Burada anne yerine çocuklardan biri Allah korusun böyle demiş olsaydı ne olurdu? Ben şahsen tahmin edemiyorum. Misafirden özür dilenir. Misafir gittikten sonra...
Öfke ve kızgınlık, kontrolden çıkıp da yıkıcı hale dönüştüğünde, okul ya da iş hayatında, kişisel ilişkilerde ve genel yaşam kalitesinde sorunlara yol açar Peki, yazılıdan istediği notu alamayan öğrenci öğretmenine kızabilir mi? Öğretmenin dikkatinden veya yanlışından şüphelenebilir mi?
Lisede bir öğretmenim bana:
-Yazılıdan kaç bekliyorsun? Dedi.
-10 dedim
Güldü:
-8 aldın !
-Eğer doğru söylüyorsanız itiraz edeceğim.Yahut kâğıdımı gösterin hatamı anlayayım, dedim.
Masadan hiddetle kalkan öğretmenim benim yakama yapıştı.
Demek itiraz edeceksin !Sen kimsin? Diye bağırıyordu.Arkadaşlar öğretmeni üzerimden aldılar.Kızgınlığı geçmemişti.Beni bağırarak okul müdürüne götürdü:
-Bu artist yazılıdan aldığı nota itiraz edecekmiş.Şikâyetçiyim dedi.Rahmetli müdürüm.
Hiç utanmadın mı sen kim oluyorsun da öğretmene itiraz ediyorsun? Demez mi?
O gün anladım ki ben bacak kadar boyumla kimim ki öğretmene notumla ilgili şikâyette bulunacaktım? Söyler misiniz ben kimim?
Kadın eşinin eve geç gelme sebebini sorabilir mi? Sorsa ne olur? Cevap işim vardı; olmayacak mı?Kocasına kızamaz;kızsa anlayışsızlıkla suçlanacak!eşi onlar için gecenin bu saatine dek çalışmıyor muydu? İçine atar.Çocuklarında patlar.İşçi patronuna kızmaz!Memur şefine,amirine kızmaz!Çünkü bunlar kızma hakkı olarak toplumca belirlenmiştir.Toplumun yazısız kurallarında yer alır ve yüz kızartıcıdır.
Psikologlar, insanların 'kafatasını' attıran olaylar karşısında nasıl davranılması gerektiği konusunda önerilerde bulunuyor. Türk Psikologlar Derneği, internet sitesinde, kalp atışlarının hızlanması, soluk alıp verişinin artması, tansiyonun yükselmesi, daha çok salgılanan adrenalin ve noradrenalin hormonlarına bağlı olarak enerjinin artmasıyla kendini gösteren öfkeyi kontrol altına almak için bir dizi öneriye yer verdi. Psikologlar, öfkeyi saldırganlıkla değil de kendinizi ortaya koyacak şekilde ifade etmenin en sağlıklı yol olduğunu belirtirken, öfkeye karşı durabilmek için şu önerilerde bulunuyorlar:
1.Öfkelendiğinizi hissediyorsanız, diyaframınızdan derin nefesler alın; göğsünüzün üst kısmıyla nefes almanız sizi rahatlatmaz.
2. Derin nefeslerinizi alırken, kendi kendinize tekrar tekrar 'Gevşe!' ya da 'Sakin ol!' diyerek telkinde bulunun. .
3. Farkında olmadan çok sık kullandığımız ve bizi kızgınlık duygularına hazırlayan, 'asla!' ya da 'her zaman' gibi sözcükleri zihninizde yakalamaya çalışın.
4.Kendinize öfkelenmenin hiçbir şeyi çözmeyeceğini, kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olmayacağını, hatta daha da kötü hissedebileceğinizi hatırlatın.
5.Mantık öfkeyi yener, çünkü öfke haklı bir nedene bağlı olsa da, çok çabuk mantık sınırlarını aşabilir. Bu yüzden öfkelendiğinizi hissettiğinizde mantığınıza sığının. .
6.Eğer çok elektrikli bir tartışma içine girdiyseniz, ilk yapacağınız şey yavaşlayıp gösterdiğiniz tepkileri gözlemek olmalıdır.
7,Aklınıza gelen ilk şeyi söylemeyin, yavaşlayın ve asıl söylemek istediğinizi düşünün.
8.Mizah, çeşitli yollarla öfkenizin yoğunluğunun azalmasına yardımcı olabilir.'
Kimler kızar? Hepimiz kızarız.Ne yapmalıyız?Kızgın olduğumuzu kabul ettikten sonra bunu karşı tarafa nasıl ifade edeceğimizi düşünmeliyiz?Kırmadan,incitmeden,sevgi ve hoşgörüyü elden bırakmadan ve kızgınlığımızı başka davranış biçimlerine dönüştürmeden anlatmalıyız. Yani bağırmadan,vurmadan ve kalp kırmadan söz ediyoruz.Bunları yaptığımızda tamiri zor olan ve bilinçaltına sizinle ilgili iyi olmayan fotoğraf kaydedilecektir.Sabır,saygı,sevgi ve hoşgörülü diyalog en iyisidir.
Psikologlar, yüksek düzeyde öfke yaşayan kişilerin, öfkelerini kontrol altına alamıyorsa, mutlaka uzmana danışması gerektiğini belirtiyor.
Özellikle bazı öğretmenlerin Kızgın Öğretmen olarak kendilerini tanıtmasına pek anlam veremiyorum. Onlara da psikologlara göre, danışman aracılığıyla bu kişilerin öfkesi,
8-10 hafta içinde orta düzeye inebiliyor olduğunun müjdesini verelim. İnsanların kızgınlığı yok etmelerinin mümkün olmadığını belirten uzmanlar, yaşamın her zaman için engellerle, acılarla, kayıplarla ve diğer insanlardan beklenmedik davranışlarla dolu olacağını, bunun değiştirilemeyeceğini belirtiyor.

Peki, bize kızılıyorsa ne yapmalıyız? Korkmadan ve haksızlığa uğradığınız yorumunu yapmadan muhatabınızın size ne demek istediğini anlamaya çalışarak son cümlesine kadar dinlemeliyiz.Kızgınlığın kendisi ve başka davranışlara dönüşmüş hali iç dünyamıza ve dış dünyamıza bir saldırıdır.Duygularımızı abartmadan ve basitçe anlatmak en güzelidir.Deneyin farkı hissedin.
Biz geleceğin meyveli ağaçlarına, gül fidanlarına kızmamaya, onları anlamaya çalışmaya, okulu, öğretmeni, öğretmenliği ve eğitimi sevdirme çabası adına hepimizi
HİÇ KIZMAYAN ANNE
HİÇ KIZMAYAN BABA
HİÇ KIZMAYAN ÖĞRETMEN
HİÇ KIZMAYAN PATRON
HİÇ KIZMAYAN AMİR
HİÇ KIZMAYAN ERDEM TOPLUMU
olmaya davet ediyoruz.

TÜM ÖĞRETMENLERİMİZİN 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ'NÜ KUTLAR, NİCE MUTLU MESLEK AŞKIYLA YILLAR DİLERİM.
NEDİM TAKTAK
nedimtaktak@gmail.com
Kaynak:www.hickizmayanogretmen.com-
HİÇ KIZMAYAN ÖĞRETMEN (Timaş 2005)


ÜCRETSİZ EĞİTİM SEMİNERLERİ İÇİN BİZE ULAŞIN
YURTDIŞI VE YURT İÇİ TÜM SEMİERLERE HİÇ BİR ÜCRET ÖDEMEDEN DAVET EDEBİLİRSİNİZ





GAYEMİZ EĞİTİM ORDUSUNU SEVEREK YAPANLARI BİR NOKTADA BULUŞTURMAKTIR!
irtibat:
nedimtaktak@gmail.com
tel: 0 535 877 64 96

ismim@benimadresim.com

aranizdaders.jpg

emreberlin radyo

Bana ulaşmak için aşağıdaki
e-mail adresini kullanın

nedimtaktak@gmail.com